Cemil Topuzlu Caddesi Funda Çıkmazı Sok. Akis Apartmanı No: 11/2 Caddebostan Kadıköy İstanbul
0 216 411 00 55 - 0 530 011 32 34 isiten34@gmail.com

Yaşa Göre Boşanmanın Etkileri

Boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerinin, boşanma ve yeniden evlenmeden ziyade olaya eşlik eden çatışma, dağınıklık ve stres yönetiminin doğru yapılamamasından kaynaklandığı, bilinen bir gerçektir. Psikiyatrist ve psikologların ortak görüşü, boşanmanın çocuğa etkisinin, uyumu bozacak tarzda gelişmesinin ana babanın yaklaşımına bağlı olduğudur.

Boşanmanın kısa dönemdeki olumsuz etkileri yaş küçüldükçe, erkek çocuklarda, zor mizaçlı çocuklarda ve aile dışındaki yetişkinlerden destek alınamadığı durumlarda daha sık görülmektedir. Akrabalardan gelen destek hemen hemen tüm toplumlarda bu dönemin en az hasarla atlatılmasında en önemli faktördür.

Fiziksel şiddete dayalı, düşmanca ve korkutucu tavırlar sergilenen evlilik çatışmaları, evlilik çatışmasının çocukta güvensizlik, kendini suçlama ve tehdit algısı yarattığı olgular ile eşler arasındaki gerilimin ana baba- çocuk ilişkisinin niteliğini bozduğu durumlarda çocuk ve ergenlerin duygusal ve davranışsal sorunlarla karşılaşma olasılıkları yükselmektedir.

Boşanmanın ardından en zorlu dönem, boşanmadan hemen sonra gelen zamandır. Boşanmanın çocuğa etkisi bu dönemde evlilik çatışması, ana baba yoksunluğu ve aile stresine maruz kalmaya bağlıdır. Her çocuk eninde sonunda bu döneme uyum sağlar. Fakat uzun vadede, özellikle ergenlik döneminde bazı uyum ve davranış sorunları ortaya çıkabilir. Alkol ve madde kullanımı, erken cinsel etkinlik, zayıf okul performansı, karşı cinsle zayıf kişilerarası ilişkiler, evliliğe karşı olumsuz tutum ve evliliklerinde yüksek boşanma oranları, duygusal bağlanma problemleri boşanmanın uzun vadedeki etkileri olarak öne çıkmaktadır.

Boşanmanın ardından çocuğun kiminle kalması gerektiği, kiminle daha mutlu olacağı soruları akla gelmektedir. Bütün çalışmalar çocuğun yaşamakta olduğu ebeveynin değil, boşanmış olan ana babası arasındaki ilişkinin niteliğinin asıl etkileyici unsur olduğunu göstermektedir. Her iki ebeveynin yanında da kalan çocukların olumsuz etkilenmeleri 2 şarta bağlıdır.

1)Eski eşlerin tartışma ve kavgaya devam etmeleri, buna çocuğu da karıştırmaları.

2)Her iki evde farklı disiplin anlayışının uygulanması.

Anne babanın ayrılmış olsalar dahi işbirliğine dayalı ve nazik bir ilişki içinde oldukları, her iki evde de uygun ve tutarlı bir disiplin uygulandığı ailelerde, çocuğun duygusal ve davranışsal sorunlar yaşama olasılığı azalmaktadır.

Ana babası ayrılmış çocukların, bir arada yaşamadıkları ebeveynleriyle temas düzeyinin ne olması gerektiği de her zaman sorulmaktadır. Burada farklı görüşler olmakla birlikte, anne ile baba arasında şiddetli çatışma halen devam ediyorsa, başka evde kalan anne ya da babayla sık sık bir araya gelmenin çocuğu daha olumsuz etkilediği kabul edilmektedir.

Ana babaları ayrılmış çocukların, yeniden evlenen ebeveyni çocuğun yaşı büyüdükçe, özellikle de ergenlik döneminde daha sorun olmaktadır. Bu ergenlerin suç içeren eylemlere katılma oranları, alkol ve madde kullanım oranları, duygusal ve davranışsal sorun yaşama olasılıkları, tek ana babalı evlerde yaşayan ergenlere göre çok daha yüksektir. Yeni bir evlilik yapacak ebeveynler, çocuk ergenlik döneminde ise daha titiz davranmalıdır.

Yeniden evliliğe uyum sağlamakta kızlar erkeklere göre daha çok zorlanmakta, yaşla birlikte risk artmaktadır. Evlilik ne kadar erken yapılırsa uyum sağlama zorlaşmakta, 5 yıldan sonra yeni evliliğe uyum sağlamada cinsiyet farklılıkları ortadan kalkmaktadır.

Birçok üvey anne baba da, direnç gösteren, eleştirel davranan, olumsuz yaklaşan üvey çocuğun davranışını anlamakta zorlanmaktadır. Burada üvey ebeveyne önemli sorumluluk düşer. Tutarlı, destekleyici bir yaklaşım ve ılımlı bir disiplin sorunları aşmaya yardımcı olacaktır.

Boşanmadan etkilenme çocuğun yaşı ve cinsiyetine göre farklılıklar gösterir.

Boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri yaşa göre nasıl değişir?

1)Okul öncesi dönemde çocuklar bakım ve ilgiye muhtaçtır. Anneden ayrılma korku ve panik sebebidir. Yeterli ilgi ve sıcaklık güven sorunlarını çözecektir. Aksi durumda saldırgan,sinirli, şaşkın, korkulu olurlar. Soyut düşünme yeteneği henüz gelişmeyen çocuk, nedenleri ve sonuçları kavrayacak olgunlukta olmadığından, yaşanılan durumdan kendini sorumlu tutar. Yaramazlık yaptığı için, sehpanın üzerindeki vazoyu kırdığı için babasının evi terk ettiğini düşünebilir.

Bu dönemdeki çocuk anne babasıyla o derece bütünleşiktir ki, sizin tüm kaygı ve korkularınızı, öfke ve hiddetinizi gözlerinizden anlayacaktır. Siz ne hissederseniz, çocuk da onu hissedeceğinden olayı yönetmek sizin elinizdedir.

Olay iyi yönetilmediğinde çocukta regresyon görülebilir. Normalde yaptığı eylemlerde beceriksizlik, geriye gidiş söz konusu olabilir. Konuşma ve tuvalet alışkanlığı doğrudan etkilenebilir.

2)Okul çağındaki çocuklar, 7-8 yaşlarından itibaren olayı kavramaya başlar, ne olup bittiğinin farkındadır. Üzüntü içindedirler. Gelecekten korku ve onlar için hiçbir yerin güvenli olmadığı, sevilmediği, onu kimsenin istemeyebileceği hisleri hâkimdir. Evden giden ebeveyni çok özlerler. Birçok çocuk o değil de keşke ben gitseydim duygusundadır.

9-10 yaş çocuğu duygularını gizlemeyi tercih edebilir. Ayrılıkla ilgili konuları konuşmak istemez, hiçbir şey olmamış havasındadır. Boşanma olayından utanç duymakta, içinde fırtınalar kopmaktadır. Okul başarısında düşme ve arkadaş ilişkilerinde bozulma sıktır. Dürtüsel davranan, kavgacı, çabuk hiddetlenen, düşmanca tavırlar sergileyen bir çocuk haline gelebilir.

3)Boşanmanın çocuğa etkisi en fazla ergenlik döneminde gözlenir. İnsan yaşamının en çalkantılı döneminde gelen boşanmanın yarattığı kaotik ortam, ergende büyük bocalamalara neden olabilir.

Boşanmanın çocuğa etkisi cinsiyete göre değişir mi?

Erkek çocuklar kızlara göre boşanmadan daha fazla etkilenmekte, boşanmanın etkilerini daha uzun sürede atmakta ve davranışsal sorunlar gösterme olasılıkları yükselmektedir.

Saldırgan davranışlar ya da içine kapanma erkek çocuklarda daha sık gözlenir. Tamamen normal bir çocuk söz dinlememe, vurma, kırma, arkadaşlarıyla kavga ve hiperaktif özellikler sergileyebilirken, bazıları da kendini çevreden soyutlayarak, depresif davranışlar gösterebilir.

Erkek çocuklar, boşanmanın ardından annelerine daha bağımlı olma eğiliminde olup, annesiz ne yapacaklarını bilemez gibidirler. Annelerinin yönlendirmesine gereksinim duyarlar ve duygularıyla başetmeyi öğrenmekte zorlanırlar. Bu da özellikle yetişkinlik dönemlerinde duygusal bağlanma sorunları yaşamalarına neden olur.

Kızlar ise duygularını daha rahat ifade ederek boşanmadan daha az etkilenmiş gibi görünseler de, bazen dıştan şaşılacak derecede iyiymiş izlenimi verirken içlerinde derin üzüntü, güvensizlik ve terk edilmişlik duyguları yaşayabilirler. Bu saklı duygular da özellikle ergenlik döneminde su yüzüne çıkarak, anneye düşmanca tavırlar, erken evlenme, erken cinsel ilişki, kendinden yaşça büyük birine bağlanma, evden kaçma, alkol ve madde bağımlılığı gibi sorunlarla karşımıza çıkabilir.

Kızların erkeklere göre yıkıcı ve antisosyal davranışlar geliştirme olasılıkları çok düşüktür. Baba-kız ilişkisinin yetersiz kaldığı, sevgi dolu bir baba özlemi içindeki kızlar ileriki yıllarda, eşlerinde baba şefkati arayacak, kendilerinden yaşça çok büyük erkeklere ilgi duyacaklardır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RANDEVU AL

Randevu Formu

 

Doğrulama