Cemil Topuzlu Caddesi Funda Çıkmazı Sok. Akis Apartmanı No: 11/2 Caddebostan Kadıköy İstanbul
0 216 411 00 55 - 0 530 011 32 34 isiten34@gmail.com

Uyku Terörü (Uykuda Korku)

Uyku terörü, uykunun ilk bölümünde ortaya çıkan çığlık atma ve ağlamanın eşlik ettiği yoğun korku, panik  ve bazı  otonomik davranışların olduğu bir bozukluktur.

Bu bozukluğu olan çocuk çığlık atarak ve daha sonra bazı sesleri mırıldanarak derin uykudan birden uyanarak yatağında oturur veya korku ve panik  içinde evin içinde koşabilir, camdan atlayabilir, dışarı kaçabilir. Bu sırada  çarpma sonucu zarar  görebilir. Göz bebeklerinde büyüme, terleme, çarpıntı, hızlı nefes alma, el kol hareketleri gözlenebilir.  Bu sırada  eşyalara, kapılara çarparak yaralanabilir. Uyurgezerlikten farklı olarak hareketler ani ve hızlıdır. Bu  sırada çocuğun bilinci yerinde değildir ve çığlık atar. Sakinleştirme çabalarına karşılık vermez.Yaklaşık 10-15 dakika içinde bilinci tam yerine gelmeden yatağa dönerek   veya konuşarak uykuya dalar. Uykuya dalmadan uyandırılırsa dehşet hissi veya kopuk bazı şeyler hatırlayabilir. Uykuda konuşma, iniltiler, iç çekmeler sık görülür. Ayrıca  sıklıkla uyurgezerlikle birlikte görülür. Genellikle gecede bir kez görülür. Çoğunlukla uykunun ilk üçte birlik döneminde görülür. Sabahleyin uyanan hasta gece olanları hatırlamaz.

 

Uyku terörü en sık olarak 5-7 yaşlarında görülmektedir. Çocuklukta yaklaşık dört yıl içinde geçmektedir. Bu bozukluğu olan çocuklarda yaş ilerledikce nöbet sıklığı azalmaktadır. Ergenlik öncesi dönemde % 1-6 oranında görülmektedir. Yetişkinlerde oran % 1’in altındadır. Genellikle çocukluktan itibaren devam etmektedir. Kız ve erkeklerde eşit oranda görülmektedir. Bu bozukluğu olanların % 96’ının aile bireylerinin bir veya daha fazlasında bu bozukluk bulunmaktadır. Araştırmalar bu bozukluğun genetik bir geçiş gösterdiğini ve birçok faktöre bağlı olabileceğini göstermektedir.

Bu bozukluğun genetik, organik, uyku yoksunluğu, tutarlı olmayan uyku uyanıklık örüntüsü, ruhsal nedenlere bağlı olarak ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Merkezi sinir sisteminin tam olgunlaşmaması ile ilişkili olduğu, bu nedenle çocuklukta başlayıp ergenlik döneminde geçtiği belirtilmektedir. İleri yaşlarda ortaya çıkması durumunda epilepsi, beyin tümörü ve merkezi sinir sisteminin organik hastalıklarını araştırmak gerekir.Ayrıca bazı iç etkenler ( gastroözafagial reflü, uyku apnesi, ateş, ameliyat ) ve bazı dış uyaranlar sözkonusu olabilir. Kullanılan bazı ilaçlar, uyarıcı bir dokunma, işitsel bir uyaran sebep olabilir. Organik bir nedenin sözkonusu olmadığı yetişkinlerde stres etkenleri neden olabilir. Bu bozukluğu olan yetişkinlerde depresyon, fobi ve anksiyete sık görülmektedir.

Kişinin ayrıntıları ile hatırladığı korkulu düşlerden ayırt edilmelidir.

Tedavi nedene yönelik olarak yapılmaktadır. Tespit edilen bir neden yoksa bunun korkulacak bir şey olmadığı hastanın yaralanmasını engelleyecek tedbirler alınması gerektiği belirtilmelidir. Psikiyatrik nedenler söz konusuysa bu nedenin ortadan kaldırılması ve psikoterapi, bazı durumlarda da ilaç tedavisi yapılabilir. Organik nedenler söz konusu ise bu nedenlere yönelik tedavi yapılmalıdır.

UYURGEZERLİK

06-12 yaş arası çocuklarda daha sık rastlanan bu rahatsızlık uzmanlar tarafından tam olarak bir hastalık olarak nitelendirilmiyor. Sorun ise, doğru yatış pozisyonunun bilinmemesinden kaynaklanıyor. Bilim insanları uyurgezerliğin bir hastalık olmadığı konusunda hemfikirler. Uyurgezerlik, rüya görülmeyen derin bir uykudan irkilerek uyanma probleminin sonucu olarak tanımlanıyor.

Uyuyamama sorunundan daha çok uyanamama sorunu olarak öne sürülen bu rahatsızlık, kişinin dilediği an kalkamaması ve kalktığı an da ise, hareketlerini kontrol edememesi durumunu gösteriyor. Bu sorunla karşılaşan kişi doğru yatma pozisyonunu yakalayamadığı için sürekli rahatsız uyuyor ve sonrasında uyanma problemi ile birlikte bilinçsiz bir şekilde hareket ediyor.

Uyandırma Yöntemi
Uyurgezerler genel olarak gözleri açık bir şekilde dolaşırlar ve hareket ederler, engelli alanlarda da adımlarını bu sayede kontrol edebilirler fakat bilinç tam olarak yerinde değildir.Konuşmalar algılanır, sorular sorduğunuzda cevap almanız mümkündür fakat mantıklı cevaplar çoğu zaman alınamaz. Uyurgezer halde dolaşan kişinin zorla uyandırılması onu en çok sinirlendiren şeydir. Derin bir uyku anında olan uyurgezer kişi sarsılarak değil, belirli süre ile adı söylenerek uyandırılmalıdır. Sürekli takip etmeniz de onu rahatsız edecektir. Arkasından, mesafenizi koruyarak kısık ses ile ona adını söylemeniz yeterli olacaktır. Bir süre sonra uyurgezer durumun farkına varacak ve kendine gelecektir.

Çocukluk Dönemi Önemli
Uzmanlar küçük yaşlardaki birçok çocuğun uyurgezer olduğunu belirtiyor. Yazının başlarında da söylediğim gibi bu rahatsızlığın tek sorunu doğru pozisyonun yaratılmamasıdır. Çocuk uygun pozisyondan sürekli çıktığı için uyurgezer olması normaldir. Yetişkinlerde ise yine aynı şekilde rahatsız bir pozisyon ya da aşırı stres bu rahatsızlığa neden olmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RANDEVU AL

Randevu Formu

 

Doğrulama