Cemil Topuzlu Caddesi Funda Çıkmazı Sok. Akis Apartmanı No: 11/2 Caddebostan Kadıköy İstanbul
0 216 411 00 55 - 0 530 011 32 34 isiten34@gmail.com

şizofreni

sizofreni-icinÇocukluk ve yetişkinlik çağında şizofreni
Duygu, düşünce ve davranış alanlarında gerçeği değerlendirme yetisinin de bozulmuş olduğu bir grup belirti ile kendini gösterir. Bozuk düşünce yapısı , gerçekle ilintisi giderek kopan algılamalar ve düşünceler vardır. Birey giderek sağlıklı insan ilişkilerinden kopmaktadır. Başlangıç yaşı 13y dan önce nadirdir. Genellikle ilk başlangıç ergenlik döneminde yaşanmaktadır. Duygulanımda küntlük, donukluk veya uygunsuz affekt olarak tanımladığımız özellikler vardır. Alınganlıklar (referans fikirleri), düşünce bozuklukları (sanrılar), bizar davranışlar, sık ve yoğun mastürbasyon, sosyal yönden içe çekilme, uyumsuzluk, uyku ve biyoritmde bozulma, uykusuzluk, okuldan uzaklaşma, okula uyum ve işlevsellikte bozulma sıktır.
Ailesel yatkınlık sık rastlanan bir durum olmakla beraber hiç olmadan da görülebilir. Ancak ailesinde şizofreninin olması durumunda rastlanma sıklığı katlayarak artmaktadır.
Tüm toplumlarda rastlanma sıklığı yüzde 1-2 lerde dir. Kadınlarla erkeklerde rastlanma sıklığı farklılık göstermemektedir. Erken başlangıç genelde kötü prognoz belirtisi kabul edilir. Paranoid şizofreni ve şizoaffektif şizofreni prognoz açısından daha yüz güldürücü yıkımın daha az olduğu şizofreni türleridir.
Tedavi;
Gerek çocukluk çağında ve gerekse yetişkinlerde benzer prensipler içerir. Öncelikli olan;
• İlaç tedavisi,
• Bireysel psikoterapötik yaklaşımlar.
• Aile terapisi , aileye destek ve çevresel (okul vb) düzenlemeler gerekebilir.
Yeni jenerasyon antipsikotik ilaçlar yan etki spektrumu açısından daha kolay tolere edilebilir. Yaşamsal işlevsellikte daha az olumsuz etkileri gözlenmektedir. Sedasyon/uyku yapan özellikleri, metabolizmaya etkileri (kilo artımı) , çizgili kaslarda kasılma / ekstrapiramidal yan etkileri daha az olabilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki ilaçların yan etkilerine tolerans giderek azalırken terapötik etkilerine tolerans gelişmez.
Olguların % 25-30 ‘unda uygulanan tedavi türleri ne olursa olsun dirençli olup belirgin düzelme görülmez ve giderek kronikleşir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RANDEVU AL

Randevu Formu

 

Doğrulama