Cemil Topuzlu Caddesi Funda Çıkmazı Sok. Akis Apartmanı No: 11/2 Caddebostan Kadıköy İstanbul
0 216 411 00 55 - 0 530 011 32 34 isiten34@gmail.com

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜ “ÖĞRENME”

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜ “ÖĞRENME”

Geçtiğimiz günlerde bir anne oğlunu getirdi çalıştığım kliniğe,9 yaşında dünyalar sevimlisi bir erkek çocuğu. Ufaklıktan biraz beklemesi istendi anneden dinlemek için öyküyü.Benimle göz göze gelmeden başını salladı ‘olur’ anlamında.Anne başladı anlatmaya,erken dünyaya gelmiş,gelişim süreçlerini olağan seyrinde tamamlamış.Okula başlamadan önce her şey yolundaymış,annenin tabiriyle parmakla gösterilen bir çocukmuş,yaşıtlarıyla çok güzel anlaşır,büyüklerin övgülerini toplarmış.Sorunlar okulla beraber başlamış,zorlanmış okuma yazmayı öğrenmede,neredeyse yıl sonunda öğrenmiş,hala yazısı çok bozukmuş,okurken de yazarken de harf atlamaları varmış.Ama anneyi endişelendiren ve yardıma sevkeden çocuğunun gittikçe içe kapanması olmuş,arkadaşlarının oyunlarının dışında kalmaya başlamış ne zamandır. Çocuklarla çalışan meslektaşlarım böyle bir öyküde hemen kafasında bir sürü şeyi kurgulama başlar, çocuğun depresif duygulanım ortaya koyduğu besbellidir de öykünün altını kurcalayınca “özgül öğrenme güçlüğü” dediğimiz çoğu zaman zekayla ilintisi olmayan günlük yaşamın işlevselliği için temel olan okuma,yazılı anlatım ve matematik becerilerinin gelişimi ile ilgili güçlükleri tanımlayan bozukluk ortaya çıkar. Özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların öğretmenleri genellikle öğrendiklerini çabuk unutma, basit matematik hesaplarını yapmakta zorlanma, sözcükleri birbirine karıştırma gibi geribildirimler verirler ailelerine çocuklarıyla ilgili.

İşte bunlar gibi bir sürü sebepten ötürü öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar kendilerini ortaya koyacakları en önemli ortamlardan biri olan akademik ortamlarda başarı sağlayamamakta ve sonuçta zamanla aile içi ilişkilerde, akran ilişkilerinde bozulma gibi sebeplerle sosyal ve duygusal sorunlar yaşamaya başlamaktadırlar. Okul öncesi konulan tanı önemlidir ancak çoğu okulla beraber yani öğrenme becerilerinin ortaya konma döneminde anlaşılmaktadır. Bazı çocuklarda okul öncesi dönemde gecikmiş konuşma, kavram öğrenmede zorlanma gibi belirtilerle kendini ele veren özgül öğrenme güçlüğü çocuğun okula başlamasıyla iyice su yüzüne çıkar.

Eğer aile bilinçli davranırsa, çocuğun eksiklerini özel eğitim destekleriyle tamamlarsa, öğretmenle sağlıklı bir işbirliği sürecine girerse, çocuğunu ve özelliklerini kabul edip çocuğun elinde olmayan sebeplerle yapamadıklarını kavrayıp ona yardımcı olursa çocuklar bu süreci hasarsız atlamaktadır. Çünkü bu çocuklar öğrenir, zorlanır, zorlar ama öğrenir. Fakat sınıfta öğretmenden hiç olumlu bir şey duymazsa, elinde olmayan sebeplerle tembel diye etiketlenirse,evde anne babasıyla dersleriyle ilgili sürekli bir çatışma haline girerse, arkadaşlarının gözünden düşerse bu sebeplerden ötürü yaşam onlar için her geçen gün zorlaşır ve ruhlarında sonraki zamanlara kalan yaralar açılır. O halde bize düşen özgül öğrenme güçlüğünü “öğrenmektir” hakkıyla bir an önce. Her gün yeni birşey öğrenebildiğiniz bir yaşam dileğiyle…

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ (ÖÖG) DEĞERLENDİRME VE TANI KOYMA SÜRECİ

Ayırıcı Tanı

ÖÖG tanısı son zamanlarda Çocuk ve Ergen Psikiyatri kliniklerinde en sık konulan tanıların başında gelmektedir. Bunda modern psikoloji ve modern eğitim anlayışında ÖÖG’nin daha fazla tanınıyor olmasının rolü büyüktür. Bu durum bir zamanlar tembel ya da zihinsel problemi olduğu düşünülen çocukların büyük ihtimalle ÖÖG yaşadıklarını akla getirmektedir.

Kliniklerde ÖÖG tanısı almış çocuklara baktığımızda genellikle ya anne- baba öğretmen tarafından öğrenme süreçlerinde sıkıntılar geribildirimiyle direkt başvuru olduğunu veya başka şikayetler ile başvurunun yapılıp ÖÖG tespit edildiği görülmektedir.

Özgül Öğrenme Güçlüğü’nün birlikte en sık görüldüğü tanı Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)’ dur. DEHB ve ÖÖG’nin belli başlı birtakım ayırt edici özellikleri burada dikkat edilmesi gereken husustur:

  1. DEHB belirtileri gösteren çocukta bu bozukluğun yarattığı engellemeler nedeniyle işlevselliğin bozulduğu birçok alan vardır ama özgül öğrenme güçlüğünde bir ya da iki alanda sorun yaşanırken, diğer alanlar bundan bağımsız olabilir.

ÖÖG’si olan çocuklar akademik anlamda spesifik sorunlar ortaya koyarken (okuma yazmada ya da aritmetik becerilerinde zorlanma gibi), DEHB’si olan çocukların akademik alanların genelinde bir başarısızlık yaşama ve zihinsel kapasitelerinden beklenen başarıyı tüm alanlarda gösterememe ihtimalleri yüksektir.

  1. DEHB’ de sıklıkla dil sorunu görülmez özgül öğrenme güçlüğünde dil sorunu daha sık görülür.
  2. DEHB olan çocuklar kaba motor becerilerinde oldukça iyiyken, ince motor becerilerinde güçlükler yaşayabilir. Buna karşın ÖÖG’de her iki alanda da sorunlar görülebilmektedir.
  3. Hem DEHB’ de hem de ÖÖG’de dikkat sorunu gözlenmekte olup ÖÖG’si olan çocukların genellikle seçici dikkatinde sorunlar belirgin iken DEHB si olan çocuklarda seçici dikkatte sorunlar olabileceği gibi dikkati sürdürmede, uzun süreli dikkatte sıkıntılar belirgindir. Örneğin ÖÖG’li bir çocuk dağınık bir dolapta istediğini bulamayabilir ya da derse bir türlü başlayamazken DEHB’si olan bir çocuk bunları yine yapamayabilir ama derse baslayıp, odaklandığında da bir süre sonra dikkatini sürdürmekte zorlanır.
  4. Özgül öğrenme güçlüğünde okul başarısızlığı görsel, işitsel, dokunsal algı, ayrımlaştırma ve bellek alanlarında ortaya çıkarken DEHB’ da başarısızlık daha çok dikkatini bir konuya yoğunlaştıramamak nedeniyle yaşanır.
  5. DEHB’ si olan çocukların aileleri genellikle okul öncesi döneme dair hareketli olduğuna dair geribildirimler verirken, ÖÖG’si olan çocuklar okul dönemine kadar fark edilmeyebilir. Ya da tam tersi ÖÖG’si olan bir çocuk okul öncesi dönem gelişimsel gerilikleri sebebiyle ailenin dikkatini çekerken(gecikmiş konuşma, renkler, zıt kavramlar gibi kavram öğrenmede zorlanmalar vb.) DEHB’si olan bir çocuk hareketliliğin belirgin olmadığı, dikkatsizliğin önde geldiği tip ise okul öncesi dönem belirlenemeyebilir.

Özgül Öğrenme Süreci Değerlendirme Süreci

ÖÖG tanısı ancak ve ancak iyi bir değerlendirme ile konmalıdır. Değerlendirme çocukla ilgili bilgilerin toplanması ile ilintili bir süreçtir. İyi bir değerlendirme öncelikle farklı disiplinlerden birden fazla uzmanın yer aldığı bir ekibi düşündürmelidir. Bu ekibin içinde çocuk ve ergen psikiyatristi, klinik psikolog değerlendirmeyi yapan ve tanıyı koyan tarafta yer alırken, çocuğun ailesi, öğretmeni ve rehber öğretmen yardımcı kişiler olarak  mutlaka  değerlendirme sürecine dahil edilmelidir. İyi bir değerlendirmenin bir diğer özelliği de tanı koymanın yanı sıra çözüme dönük eğitimsel ve davranışsal düzenlemeleri de kolaylaştırıcılığıdır. İyi ve kapsamlı bir değerlendirme çocuğun farklı ortamlarda sergilediği performansın yanı sıra farklı kaynaklardan toplanan bilgileri içermelidir:

1.Aileden Edinilen Bilgiler:

Çocuğun gelişimsel geçmişi ve sağlık geçmişi hakkında anne- baba ya da çocuğun doğum ve gelişim öyküsünü bilen kişilerden edinilen bilgilerdir.

Annenin hamilelik ve doğum öyküsü, çocuğun gelişim basamakları, çocuğun sağlık geçmişinin dinlenmesi tanı koymadan önce yapılacak değerlendirmenin önemli bir parçasıdır.

Örneğin yapılan çalışmalar erken doğan (prematüre) bireylerin okul çağında ÖÖG eğilimi olabileceği yönünde olması sebebiyle bu bilginin edinilmesi en az çocuğun ilk sözcüklerini çıkarmaya başladığı dönemin bilinmesi, yürüme, tuvalet eğitimi ve konuşma gelişimlerinde bir gecikmenin olup olmadığının bilinmesi kadar kıymetlidir.

Okul döneminde ÖÖG tanısı almış çocuklarda okul öncesi dönem gelişimleri incelendiğinde konuşmada gecikme ve diğer konuşma bozuklukları (kelimeleri doğru telafuz etmede güçlük, kelime dağarcığının yetersiz ve yavaş gelişmesi, bir şey anlatırken zorlanma, az konuşma), zayıf kavram gelişimi (renkler, büyük- küçük, üst- alt, önce- sonra gibi kavramları öğrenememe, karıştırma), yetersiz motor gelişimi (özbakım becerilerini öğrenmekte güçlük, düğme iliklemeyi öğrenememe, sakarlık, çizim veya kopyalamaya karşı isteksizlik) görülebileceği bilinmektedir. Aynı şekilde yapılan bazı araştırmaların öğrenme yetersizliği olan çocukların % 25-60’nda sorunun genetik olduğunu bildirmesi paralelinde, ebeveynlerin ve diğer aile bireylerinin gelişim öyküleri ve akademik yaşantılarının gözden geçirilmesi de doğru bir değerlendirme adına anlamlıdır.

Çocuğun görme ve işitmeye dönük değerlendirilmesi de oldukça önemlidir. Çünkü bazen çocuklar görmede bir problem yaşadığı için okuma- yazma öğrenmede güçlük çekebilmekte ya da işitmede bir sıkıntısı olduğu için işitsel belleğini kullanamayıp öğrenme güçlüğü yaşayabilmektedir.

Aileden çocuğun akademik başarısı, oryantasyonu, organizasyonu, çalışma alışkanlıkları, dokunsal algısı, ince motor becerilerine dair edinilecek bilgilerin yanı sıra, çocuğun evdeki davranışları ve becerileri ile ilgili en iyi bilgiyi verebilecek anne- babanın, çocuğun güçlü olduğu alanları, tercihleri ve yeteneklerini değerlendirmeleri adına dinlenmesi de gerekmektedir.

  1. Öğretmenden Edinilen Bilgiler:

Öğretmenden edinilen bilgiler çocuğun sınıf öğretmeni başta olmak üzere branş öğretmenleri ve rehber öğretmenden çocuğun akademik yaşantısına ve okul ortamında gözlemlenen psikososyal gelişim ve uyumuna dönük edinilen bilgilerdir.

Aileden ve öğretmenden bilgi iki şekilde edinilmektedir. İlki aile bireyleri ve öğretmenlerle yapılan bireysel görüşme iken ikinci yol aile ve öğretmenlere çocuğun öğrenme süreçlerini değerlendirmek amaçlı çeşitli ölçek ve envanterlerin verilmesidir.

Başta çocuğun öğretmeni, rehber öğretmeni olmak üzere, ailenin okul çağı çocuğunun öğrenme süreçlerini değerlendirirken belli alanlara yoğunlaşması işleri kolaylaştıracaktır:

Okuma / Yazma Becerisi: Disleksisi olan çocuklar ilköğretimin ilk yılında belirgin okuma güçlüğü yaşamaktadırlar. Sınıf düzeyi ilerledikçe okumayı öğrense dahi yavaş ve heceleyerek okudukları görülmektedir. Disleksisi olan çocuklar harflerin seslerini öğrenmede zorlanmakta, harfin şekli ile sesini birleştirememekte, kelimeleri hecelerken zorlanmakta ve okuduğunu anlamakta güçlük çekmektedirler. 1. sınıfta yazmayı öğrenmede zorlanırlar ve gecikirler. Bazı harf, sayı ve kelimeleri ters yazar ya da karıştırırlar. Yazarken bazı harfleri, heceleri  atlar ya da harf/hece ekler, sınıf düzeyine göre yazılı imla ve noktalama hataları yapar, küçük-büyük harf, noktalama, hece bölme hataları, yazarken kelimeler arasında hiç boşluk bırakmaz ya da bir kelimeyi iki-üç parçaya  bölerek yazarlar. Yaşıtlarına göre el yazıları okunaksızdır, yavaş yazarlar, tahtadaki yazıyı defterine çekerken ya da öğretmenin okuduğunu defterine yazarken zorlanırlar.

Aritmetik Becerileri: Sayı ve matematik sembollerini öğrenmede güçlük çekerler. Sınıf düzeyine göre çarpım tablosunu öğrenmekte geri kalırlar. Dört işlemi yaparken yavaştırlar. Problemi çözüme götürecek işleme karar veremezler, yaşına uygun seviyedeki matematik problemlerini yaparken otomatik olarak tepki vermekte zorlanırlar.

Diğer alanlar: Yönleri (sağ- sol, kuzey güney, doğu- batı) ayırt etmede zorlanırlar. Zamana ilişkin kavramları (dün-bugün, önce-sonra, gün, ay, yıl, mevsim gibi) kavramlarını karıştırırlar. Saati öğrenmekte zorlanırlar. Haftanın günlerini, ayları, mevsimleri doğru saysa bile aradan sorulduğunda (cumadan önce hangi gün gelir, marttan sonra hangi ay gelir, haftanın dördüncü günü hangisidir gibi) yanıtlamakta zorluk çekerler. Top yakalama, ip atlama, ayakkabı-kravat bağlama gibi işlerde yaşıtlarına oranla beceriksizdirler.  Sakarlık vardır, sık sık düşer, yaralanır, istemeden  bir şeyler kırarlar. Kendi başlarına çalışma alışkanlığı gelişmemiştir.  Nasıl ders çalışacaklarını, nasıl daha fazla bilgi edineceklerini ve öğrendiklerini nasıl hatırlayacaklarını bilemezler, öğrenme stratejisi geliştirme sorunları vardır.

*Bilinmesi gereken bir şey var ki bu da ÖÖG’si olan çocukların bu belirtilerin hepsini ortaya koymadığı ve her ÖÖG’li çocuğun kendine özgü bir profil sergilediğidir.

 

  1. Çocuğun Değerlendirilmesi:

Çocuğun gözlem ve bireysel görüşme yoluyla değerlendirilmesinin ardından tanı koydurucu bazı psikolojik testlerin uygulanmasını içeren aşamadır.

Çocuğun gözlemlenmesi son derecede önemlidir. ÖÖG yaşayan çocukların bazılarında kendisini ortaya koyabileceği en önemli ortam olan akademik ortamlarda kendini yetersiz hissetme paralelinde birtakım kendine güvensiz hal ve tavırların yanı sıra  depresif duygudurum gözlenebilmektedir. Bunun yanı sıra aşırı hareketli, yerinde durmakta zorlanan bir çocuğun hiperaktivitesi sebebiyle öğrenme süreçlerinde sıkıntı yaşabileceği bilinmektedir. Çocukla yapılan ilk görüşmede onunla güven ilişkisini oluşturabilmek ve neden burada olduğunu kendi yaş dönemine özgü yaklaşımlarla ifade etmek gerekmektedir. Okul öncesi dönemde bir çocuk için en güzel iletişim kurma yolu oyun iken, okul çağındaki bir çocukta yine oyun bir araç olarak kullanılabileceği gibi burada onun gibi çocuklarla çeşitli çalışmalar yapıldığı ve böylece okulda daha başarılı ve mutlu bir çocuk olmasının amaçlandığı açıklanabilir.

Kurulan ilk iletişim sonrasında çocuğun ortama ve değerlendiren kişiye güveni sağlandıktan sonraki aşamada çocuğun yaşı ve konuşma becerileri elverdiğince, okulda yaşadığı sorunlardan bahsetmesi istenebilir. Bu nedenle çocuğun uzmana başvurmadan önce aile tarafından hazırlanması değerlendirme sürecine katkıda bulunacaktır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RANDEVU AL

Randevu Formu

 

Doğrulama