Cemil Topuzlu Caddesi Funda Çıkmazı Sok. Akis Apartmanı No: 11/2 Caddebostan Kadıköy İstanbul
0 216 411 00 55 - 0 530 011 32 34 isiten34@gmail.com

OKUL FOBİSİ

Şimdi okula başlıyor, neden ağlıyor?
• Evinizi değiştirdiğinizde ne hissedersiniz?
• Peki ya işinizi değiştirdiğinizde?
• Teyzesinin evine gittiğinde ağlamıyordu hiç, neden okula gelirken?
“Halasının/ Teyzesinin/ Dedesinin vs. evi onun için bir özel alandır. Bu evlerin hepsinde ilgi odağı, çocuğun kendisidir.
Bu evlerde, çocuğun düzeni hatta çoğu kez onun kuralları hakimdir.”
Özel Alan – Kamusal Alan
2 yaştan beri süregelen ayrışma ile karışık bağımlılık, bu süreçte devam etmektedir. Çünkü çocuk, okulla birlikte ilk kez özelden kamusal alana çıkıyordur.
Kamusal alan olan okullarda, teyze/dede evlerinden farklı olarak, bir otorite vardır. Kendisi gibi ilgiyi paylaşmak durumunda olduğu pek çok başka çocuk vardır ve çocukların zaman zaman boyun eğmesi, kurallara uyum sağlamaları gerekir.
PEKİ, NE YAPALIM?
Kamusal alanı özel alana benzetmeye – dönüştürmeye çalışmak yerine; çocuğun uyum sağlamasına yardımcı olalım.
Bu durum, yani, özel alan ve kamusal alan karşılaşması çocuğun hayatında bir şekilde hep olacaktır. İş hayatına girerken, sosyal ortamlarda bir yetişkin olmaya çalışırken… Bu yüzden kamusal alanı, özel alana benzetmeye, dönüştürmeye çalışmak bir çözüm olmayacaktır.
Kamusal alanda yanında durarak alıştırmaya çalışmayalım. Çocukların yanında ebeveynleri ya da teyze/dedeleri varken kamusal alana alışmaları mümkün değildir. Bu yüzden, kreş/anaokulu ortamında onu kendi başına, akranları ile ve öğretmeniyle bırakmamız bu süreci atlatmasını kolaylaştıracaktır.
 Vedalaşmalarımızı kısa tutalım.
Vedaları kısa tutmak, yine bu konuda çocukların işini kolaylaştıracak şeylerden biridir. Eğer vedalaşma sürecini ona uyum sağlayarak tekrar tekrar yaşatıp uzatırsak çocuk, ayrılma endişesini defalarca yaşayacak ve kaygısı azalmak yerine giderek çoğalacaktır.
 Pazarlık yapmadan da ikna edebiliriz.
ÖN ŞART: Duygularını kabul etmek.
Pazarlık olmaması yine okula uyum sürecini kolaylaştıran etkenlerdendir. Çocuklar okula gitmeye hazırlık sürecinde sizi türlü pazarlıklar içine çekebilir. “Bugün gitmesem… Yarın söz giderim.”, “Beni erken alsan…”, “Şimdi karnım ağrıyor, geçince gitsem.” Gibi. Çocuklar, bizi bu ve benzeri pazarlıklara çekmeye çalıştığında bu pazarlığa girmememiz, karşılarında sağlam durmamız ve bunu gerektiren bir durum olmadığına onu ikna etmemiz gerekir.
“Ağlama, üzülme…” diyerek çocuğun duygularını reddetmek yerine onun duygularını kabul ettiğimiz bir tutumu seçmek, ona çok daha yardımcı olur. Örnek vermek gerekirse, çocukla “Biliyorum, şu anda öfkelisin, üzgünsün, endişelisin… Ama geçecek…” gibi sakinleştirici konuşmalar yapabilirsiniz.
OKUL FOBİSİ NEDİR?
Çocukların açıklamasını yapamadıkları bir şekilde okula gitmekten, okulda olmaktan endişe ve kaygı duymalarıdır.
Ağlayan her çocukta okul fobisi mi vardır?
Hayır; Eğer çocuk okulda kalma veya annesinden ayrılma konularını ilk kez deneyimliyor ise zorlanması çok doğaldır. Bu zorlanma, normal olup alışma ve uyum dönemi içinde karşılaşılabilecekler arasındadır. Bu noktada önemli olan, anne -babanın ve eğitimcilerin doğru tutumu sergileyebilmesidir. Unutulmamalıdır ki, ilk gün kaygısı farklı bir şeydir; okul fobisi farklı bir şeydir.
Çocuklarımız bizden ne bekler?
Çocuğun bizden ilk beklentisi anlayıştır. Unutulmamalıdır ki okul; çocuk için annesinden ayrıldığı ilk ortamdır. Okul korkusunun temelinde; anneden ayrılma durumunun yarattığı kaygı vardır.
Çocuk,
öğretmenine ve
arkadaşlarına
güvenirse
ortama uyum
süreci daha hızlı
gelişir.
Bu süreçte ebeveynin de öğretmene – okula güven duygusu geliştirmiş olması gerekmektedir. Zira çocuklar; ebeveynlerinin yüz ifadelerinden ve hareketlerinden o anda korkulması, endişelenilmesi ya da tedirgin olunması gereken bir şey olup olmadığını anlayıp buna göre hareket edebilmektedirler. Unutulmamalıdır ki, pek çok korkumuzu sonradan “öğrendik”. Kediden korkulması gerektiğini çok sevdiğimiz ablamızdan/annemizden vs. öğrendik. O halde okulun çok eğlenceli bir yer olduğunu çocuğumuza öğretecek olan kişi de biz ebeveynleriz.
OKUL FOBİSİNİN NEDENLERİ
Sizce bir çocuk, neden okula gitmek istemez?”
“Daha önce okul tecrübesi olmadığı halde neden korkar?»
1.) Ayrılık Endişesi
Anne – babadan ayrı kalma ve terk edilme kaygısı,
Annenin yokluğunda kendisine ve annesine zarar geleceği ve terk edileceği endişesi
Ayrılık Endişesi Yaşandığı Durumlarda;
• Asla sinirlenmeyin.
• Sabırlı olun.
• Ona, okulun amacını açıklayın.
• Gözyaşlarıyla alay etmeyin. Ağladığı için ona kızıp, azarlamayın.
• Vedalaşmaları çabuk ve kısa süreli tutun.
• Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatın.
• Çocuğunuzun öğretmeni ile görüşün.

2.) Yeni Deneyimlerle Başetme

• Farklı bir ortama girme,
• Tanımadığı ortamda kendi sınıf ve yerini bulma,
• Yabancılarla tanışma,
• Kamusal alan(Okul) kurallarını öğrenme gibi pek çok yeni deneyim çocuğu beklemektedir.

3.) Gerçekçi Olmayan Yüksek Beklentiler
Bazen de ebeveynlerinin gerçekçi olmayan beklentileriyle mücadele etmek çocuklarda strese yol açar.
ÖNERİLER
• Okula gitme nedeni ve orada yalnız olmadığı anlatılmalıdır.
• Vedalaşmalar kısa tutulmalıdır.
• Çocuğun duygusu anlaşılmalıdır.
• “Sen artık büyüdün. Sen artık abi/abla oldun.” gibi tepkilerin yanlış olduğu unutulmamalıdır.
• “Ağlama, üzülme…” diyerek çocuğun duygularını reddetmek yerine onun duygularını kabul ettiğimiz bir tutumu seçmek, ona çok daha yardımcı olur. Örnek vermek gerekirse, çocukla “Biliyorum, şu anda öfkelisin, üzgünsün, endişelisin… Ama geçecek…” gibi sakinleştirici konuşmalar yapabilirsiniz.
• “Bu hissettiğin duygu oldukça normal. Biraz zamana ihtiyacın var. Geçecek. Öfkeli / üzgün / korkmuş olsan bile okula gitmen gerekiyor.” şeklinde konuşmaya devam edilmeli ve kararlı bir tutum benimsenmelidir.
• “Merak etme, saat buraya geldiğinde seni annen/deden/servis alacak.” denilmeli ve çocuğa bu sürecin sona ereceği hissettirilmelidir.
• Okuldan eve döneceği sırada çocuk, öğretmen tarafından anneye/dedeye/servise teslim edilmelidir ki güven duygusu oluşsun.
• İlk günlerde anne kendine ait bir nesneyi çocuğuna verebilir ya da çocuk evinden bir oyuncak getirebilir. Ama burada kamusal alanı, özel alana dönüştürmeme konusunda çok hassas olunması gerektiği mutlaka hatırlatılmalıdır.
• Ailenin sakin olması ise tüm sürecin aslında en önemli konusudur. İlk gün, çocuğu okula, sakin olabilecek velinin getirmesi çok daha doğru bir davranış olacaktır. Çocuğu ilk gün okula, daha kolay ayrılabilecek kişi getirmelidir.
• Öğretmenle işbirliğinin önemi unutulmamalıdır. Bu anlamda ebeveyn ve öğretmen arasında zaman zaman çatışılan noktalar olabilir, bu çatışma noktaları hiçbir şekilde çocuğun yanında değil; başbaşayken konuşulmalıdır. Ebeveynlerin okul konusundaki uyumlu tutum ve cümleleri, çocuğa yansıtılmalıdır.
Bunun bir süreç olduğu unutulmamalı ve çocuğa zaman tanınmalıdır.
Okul ve öğretmen ile işbirliği içinde olunmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RANDEVU AL

Randevu Formu

 

Doğrulama