Cemil Topuzlu Caddesi Funda Çıkmazı Sok. Akis Apartmanı No: 11/2 Caddebostan Kadıköy İstanbul
0 216 411 00 55 - 0 530 011 32 34 isiten34@gmail.com

Disleksi Sorununda Anne Babaların Yapması ve Yapmaması Gerekenler

Disleksi sorunu olan bir bir çocuğun  anne babasının  yaşamından alıntıdır:

Yıllar yıllar önceydi. Çocuğumuz anaokulunda güzel bir hazırlık yılı geçirmiş, ilkokula başlayacaktı. Sosyal ve uyumlu bir kişiydi. Artık anneden ayrılma güçlüğü içinde olmadığını davranışlarıyla anaokulunda ve yuvada kanıtlamıştı. İlkokula gitmek için çok hevesliydi. Kısacası onunla birlikte biz de ailecek heyecan duyuyorduk. İlk günlerimiz de bu anlamda gayet güzel geçti. Herkes annesini yanında isterken bizimkinin hiç böyle bir isteği olmadı. Kendini güvende hissediyor, okulunu seviyordu. Fakat ne olduysa oldu, okulun birinci haftasından sonra bazı değişimler ortaya çıktı.

Giderek okula gitmek istemediğini ve hatta bir süre sonra okuldan nefret ettiğini söylemeye başladı. O keyifli sabahlarımız kısa zamanda tam bir kabusa dönüştü. Çocuğumuz artık sinir krizleri geçiriyordu. Okulda bir şey olup olmadığını öğrenmek için hemen sınıf öğretmeni ve okul psikologuyla görüştük. Hiçbir şey olmadığını söylediler. Israrlı sorularımız sonunda alabildiğimiz tek yanıt biraz suçlama niteliğindeydi:

Çocuğumuzu okula hiç hazırlamamışız. Bu yüzden de çocuk okula gelmek istemiyormuş! Derste kendi alemine dalıyormuş! Dersi dinlemiyormuş! Yani yeterli olgunlukta değilmiş! Hoppala!

Sorunlar giderek azalacağına artış gösterdi. Çocuğumuz okumayı öğrenemiyor, arkadaşlarından geri kalıyordu. Aritmetik işlemlerini öğretmenin öğrettiği gibi değil kendi ‘tekniğiyle’ çözmeye çalışıyor ve birçok işlemi yaşına göre ne kadar karışık olursa olsun zihninden yapıyordu. Bunu başarırken öte yandan tuhaf şekilde defterde yazılı olan bir çıkartma işleminin tersten yapılabileceğini düşünüyordu. Alttaki rakamlardan üstteki rakamları çıkartmaya çalışmak gibi…

Harfleri okur ve yazarken “b” ve “d” gibi birbirine benzeyen harfleri karıştırıyordu. Resim yaparken herkes biçimleri normalde gördüğü açıdan çizerken bizimki nesnelerin tepeden kuş bakışı görünümlerini resmetmeye çalışıyordu.

Karı koca ciddi anlamda kaygılanmaya başladık. Dersleriyle ilgileniyorduk ama onun dünyayı algılayış biçimi bizden biraz “farklıydı” ve ne kadar uğraşırsak uğraşalım, bu durum bizim bilgi ve deneyim evrenimizi aşan bir sorunla karşı karşıya olduğumuz gösteriyordu.

Okuldan destek bulamayınca psikolog arayışına girdik. “Başına gelmeyen bilemez”miş. Arkadaş yardımıyla çocuklarında aynı sorunları yaşayan ailelerle tanıştık. Onların yardımıyla bulduğumuz bir psikolog bize ‘disleksi’ kelimesini telaffuz etti. Fakat ne yazık ki okuldaki öğretmen ile psikoloğun ‘disleksi’den haberi bile yoktu!

Bu yüzden çocuğumuzla birlikte zorlu bir mücadele vermek zorunda kaldık.

Karı koca çalışan insanlar olarak o günlerde fazla yoruluyorduk ama asıl sıkıntıyı yaşayan minik çocuğumuzdu. Küçücük omuzlarına, sınıf öğretmenine ve arkadaşlarına karşı tek başına bir savaş verme yükü yüklenmişti. Üstelik sınıf öğretmeninin bu konudaki donanımsızlığı da işin tuzu biberi oldu. Kendisine kitaplar önermemize ve bizzat elden vermemize rağmen maalesef bizim bu konuda hatalı olduğumuzu düşünüyordu.

Bu nedenle 13-14 yıl sonra bugün bile bunları düşünürken çocuğumuzun ilkokul yılları hala içimizde derin bir sızıdır.

Bugün artık öğretmenler, okul psikologları, pedagogları ve genel olarak toplumun bilgiye erişme olanağının daha fazla olduğunu düşünmek istiyorum. Umarım bu konuda herkes çok daha duyarlıdır ve bu tür sıkıntılar daha rahat aşılabiliyordur.

Uzmanların bize ifade ettiği üzere ülkemizde neredeyse on çocuktan birinde rastlanan disleksi, bugün her anne baba ve eğitimcinin farkında olması gereken ve düzeltilebilen bir öğrenme bozukluğudur.

“Abla” nasıl yardımcı oldu?

Biz ne yaptık? Konunun uzmanı bir psikoloğu araştırmaya başladık. Sonunda bu konuda uzmanlığı olan biriyle tanıştık. Son derece büyük bir sabırla üç dört ay haftada bir gün yaptığı seanslarda çocuğumuzla ilgilendi. Çok ayrıntılarına girmek istemiyorum. Zira bugüne kadar çocuğumuza disleksi sorunu yaşadığını söylemedik. Onu sadece bir “ablaya” götürmüş ve kendisine yardımcı olmasını istemiştik.

Psikoloğumuzun bize anlattığı genel tablo kabaca şöyle bir şeydi: İnsanların farklı yetenek ve becerileri, beyinlerinde farklı alanlar şeklinde örgütlenmiştir. Kimi insanın mekanik yetileri daha fazladır, el becerileri güçlüdür; kiminin ise soyutlama becerileri… Bunun gibi beyin üzerinde farklı yetkinlikleri yöneten alanlar söz konusu. Normalde insanlar genetik kodlarına göre yetenekleri itibarıyla bu alanlardan bazılarına daha fazla başvursa da normalde tüm beceriler ve yetkinlikler, zaman içinde geliştirilebilir ve dengeli bir şekilde kullanılabilir.

Yani genç bir insan çok yetenekli bir sporcu olabilir ama sosyal bir varlık olarak yaşına ve eğitim süreçlerine bağlı olarak diğer becerilerini de zamanla uygun bir şekilde değerlendirir.

Dislektik çocuklarda ise belli beceri alanlarındaki odaklanma diğer yetkinlikleri bastıracak şekilde öne çıkabiliyor, bu bozukluklar da ancak özel teknikler içeren eğitimlerle düzeltilebiliyor. Örneğin, çocuk aşırı soyut düşünebiliyor ama odasındaki çorabını bulmada sorun yaşayabiliyor. Böyle bir çocuğa bir şeyin yerini tarif ederken yön ve şekil bilgisini kullanarak komut vermeniz gerekebilir: “Git arkadaki büyük odadan sağdaki dolabın alttan ikinci çekmecesine bak” demek gibi…

Çocuğumuzun durumuyla ilgili daha fazla ayrıntıya girmeden söylemem gerekirse aldığımız eğitim ile durumu zaman içinde ciddi şekilde düzeldi, ilk ve orta öğrenim yıllarını başarıyla tamamladı. İlkokulda sosyal becerileri zayıf, sınıfa ilgisiz olduğu söylenen ve dışlandığı için bizi kedere boğan sevgili çocuğumuz üniversite sınavlarında ülkenin ilk üç üniversitesinden birinin fen bilimlerinden yüksek puanlı bir bölümü kazandı. Arkadaşlarıyla mutlu, kendisi ve çevresiyle barışık her genç gibi yaşamı deneyimlemeye çalışıyor.

Biliyorum ki çocuğu ile ilgili buna benzer sorunları birçok anne baba – belki de pek anlamlandıramadan- yaşıyor, bu nedenle bu konu hakkında aldığım notlardan birkaç şey paylaşmak zorunluluğu hissediyorum.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RANDEVU AL

Randevu Formu

 

Doğrulama