Cemil Topuzlu Caddesi Funda Çıkmazı Sok. Akis Apartmanı No: 11/2 Caddebostan Kadıköy İstanbul
0 216 411 00 55 - 0 530 011 32 34 isiten34@gmail.com

Bebeklik Dönemi Anoreksiya ve Yeme Bozuklukları

İNFANTİL ANOREKSİYA NERVOZA

Organik bir neden olmaksızın beslenmeyi reddetme olarak tanımlanan bu tutum çocukuğun iki döneminde karşımıza çıkar: bebeklik ve ergenlik. Bebeklik dönemi anoreksisi her iki cinsiyette benzer sıklıkta (erkeklerde biraz daha fazla) karşımıza çıkarken ergenlik döneminde ortaya çıkan tablo kızlarda izlenir. Her iki tür anoreksi arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Anoreksi sergileyen bebekte organik patoloji yoktur, canlı, neşeli ve oyuncu bir bebektir. Beslenme saatleri dışında bir sorun yoktur. Beslenme sırasında tiyatro sahnelenir. Beslenmeyi reddetme sessiz ya da çok gürültülüdür. Beslenmesi için başta anne olmak üzere tüm aile rol alır. Şarkılar söylenir, öyküler anlatılır, oyuncaklar yerini almışlardır, besin maddesi babaya, aile büyüklerine tattırılır, uykuya geçiş ve uyku sırasında biberon sunulur, bebek her türlü beslenme girişimini reddeder ve mücadele bebeğin zaferi ile sonlanır. Bir sonraki beslenme saatinde anne yeni önerilerle donanmış bir biçimde bebeğin karşısında yerini alır. Bu girişimde aynı sonucu doğurur, zafer bebeğindir, beslenmeyi red etmiştir ve beslenmemiştir. Beslenme saatleri uzar, genellikle kusma ile sonlanmış ve yuttuklarının tümünü çıkarmıştır. Besleyici kişinin değişmesi önceleri sonuç verir gibi olsa da kısa süre sonra benzer tutumlar ortaya çıkar. Bu dönemde susama ve su ihtiyaçını karşılama bozulmamıştır. Bebek ya hiç yememiştir ya da yediği, midesinde kalan miktar, çok azdır. Ailenin sunduğu her cins yiyecek denenmiştir. Ara ara iştahında oynamalar olabilir ancak besin reddetme hızla yerini alır. Bu dönemde bebek reddetme tutumunu sürdürürken ailede, özellikle annede endişe ön plandadır. Anoreksi ilk üç ayın sonunda, özellikle ikinci sömestrde (altıncı ay sonrasında) yerleşir. Bu klinik tabloyu bir çok neden ortaya çıkarabilir: enfeksiyon, aşılama, diş çıkarma, aşırı besleme, vb…. Bu nedenlere bağlı beslenmeyi reddetme zaman içinde yerleşir. Bu durumu kırmak için denenen her türlü girişim başarısız kalır: biberon ucunun değiştirilmesi, besinin tadının ve içeriğinin değiştirilmesi, kaşığın yenilenmesi, besleyen kişinin değişmesi, uyku saatlerinin yeniden düzenlenmesi, vb… Sonuç hep aynıdır. Anne ve bebek ruhsal olarak ileri derecede zedelenmiş, hırpalanmış olarak beslenme saatini sonlandırırlar. Besleme görevini üstelenen diğer kişler veya kurumlar da annenin akibetine uğrarlar. Bebeğin büyümesi ile birlikte, özellikle iki yaş civarında psikolojik tutumlar daha belirginleşir. Anoreksi yerleşmiştir, bebek anne ve onun işbirlikçileri ile çatışma içindedir. Erken dönemde tedavi altına alınan anoreksi çabuk cevap verir. Tedavi olamayanlar da ise anoreksi haftalar, aylar, yıllar boyunca sürer. Kilo alımı zayıftır ancak düzenlidir. Besine karşı geliştirilen reddedici tutum başka alanlara da sıçrayabilir. Yeni belirtiler eklenebilir: uykusuzluk, öfke nöbetleri, tutturma nöbetleri, vb… Bazı anoreksi tabloları ergenlik dönemlerine kadar uzayabilir. Çocukluk döneminde ortaya çıkan bazı anoreksiler yeterli tedavi görmemiş olanların yeniden alevlenmeleridir. Bunların çözülmesi g e n e l l i k l e daha zordur. İ k i n c i l kazançlar belirgin rol almaya başlamıştır kaygı düzeyi ikili ilişkinin temel elemanı olmuştur. Çocuk bu ilişki içinde despot bir tutum geliştirmiş ve ilişkiyi yöneten birey olmuştur, her dediği yerine getirilen anneyi, aileyi yöneten birey olmuştur. Benzer durumlarda muayene isteği, hekime başvurma nedeni anoreksiden uzaklaşmıştır yeni sorunlar ön plana geçmiştir: kusmalar, karın ağrıları, vb… Bu durumu anoreksiyi reddetme anoreksisi olarak tanımlamak daha doğrudur. Tedavide öncelikle “iştah zorlanmamalı” ilkesine sadık olunmalıdır. Bu ilke tek başına tedavi edicidir. Besleyicinin, annenin kaygılarının yok edilebilinmesi tedavi edicidir. Belirtiler ne kadar göz ardı edilirse o kadar tedavide başarı sağlanır. Yemek saatlerinde ortaya çıkan anormal ilişkinin sonlandırabilinmesi tedavinin ilk ve en önemli adımıdır. Annenin kaygısı hep vardır, yemekyemeyi reddeden çocuğu hep tehlike altında gibi algılar. Bu anneler kendi anneliklerini hep sorgular ve başarısız olmalarından dolayı narsistik bir zedelenme içindedirler. Annelikleri yetersiz ve değersiz gibi algılanacağı gerginliğini yoğun olarak yaşarlar, önerileri suçlama gibi algılamaları yaygındır, suçlanırlar. Annenin kaygısının yok edilmesi tedavinin en önemli aşamasıdır. Beslenme türü ile ilgili en önemli öneriler ise reddedilen her türlü besini ikinci kez denenmemesi ve verilen miktarın kabul edilmiş olandan hiç bir zaman daha fazla olmaması ve bazen daha az olmasıdır. Reddedilen ilk yiyecekten hemen vazgeçmeli önerilecek olan ikinci yiyeceğe geçilmesi gerekir. İkinci yiyecek miktarı her zaman olduğu kadar olmalı ve arttırılmamalıdır. Miktar arttırılması ancak çocuğun isteği ile olmalıdır. Yemek saatinde anne-çocuk rolleri değiştirilmelidir. Çocuğun talep eden rolüne yönlendirilmesi gerekir. Hiç bir zaman zorlayıcı olunmamalı, yemek saatinde oyun oynanmalı, başka uğraşlara izin verilmemeli, çocuğun önünde beslenme ve besinler hakkında konuşma yapılmamalıdır bu konular aile bireylerinin ilgi alanından tamamen çıkartılmalıdır. Yaşı uygun olur olmaz da kendi başına beslenmesi için çocuk serbest bırakılmalıdır. Elleri ile yiyebilmeli etrafı ve kendisini kirletebilmelidir. Kendi başına yeme girişiminin çocuk tarafından başlatılması tedavinin başarı ile sonlandığının işaretidir. Ancak yoğun kaygılı ve takıntılı (obsesif) annelerle tedavi her zaman bu denli olumlu gelişme sergilemiyebilir. Kaygılı anne her zaman kolayca paniğe kapılabilir, takıntılı olan bütün önerileri yerine getirecektir ancak takıntıları bu kez başka sorunlar ortaya çıkaracak veya anoreksiyi yeniden davet edecektir. Birçok araştırmacı anoreksi sergileyen bebeklerin annelerinin hepsinin kaygı, takıntı, ya da başka zorluklar taşımadıklarını işaret etmişlerdir. Çok değişik nedenlerle ortaya çıkan anoreksi bu annelerin ruhsal dengelerinin bozmakta, aile ilişkilerini zedelemekte ve o güne değin görülmeyen yeni patolojik ilişkilere yataklık etmektedir. Anorekside bebek kadar yardıma ihtiyacı olan kişi annedir. Anneliği ağır derecede zedelenmiştir. Bu zedelenme mutlaka düzeltilmeli ve bozulmuş anne-bebek ilişkisi yeniden oluşturulmalıdır. Anoreksinin ilk işareti yaklaşan meme başına ya da biberona başın, ağzın yaklaşmamasıdır. Beslenmeyi zorlanmadan gerçekleşen spontan kusma izler. Açlık belirtisi sergilenmez. Kaşık ile beslenmede ise ağız pasif bir biçimde açılır ancak bu kez yutma gerçekleşmez. Ancak uyanıklıkları ve canlılıkları d i k k a t çekicidir. Bebeklik d ö n e m i anoreksisi e r g e n dönemde o r t a y a çıkana göre yaşamı tehdit etmez, açlıktan ölmezler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RANDEVU AL

Randevu Formu

 

Doğrulama