Cemil Topuzlu Caddesi Funda Çıkmazı Sok. Akis Apartmanı No: 11/2 Caddebostan Kadıköy İstanbul
0 216 411 00 55 - 0 530 011 32 34 isiten34@gmail.com

Anne Baba Tutum ve Davranışları

Anne ve Baba Tutum ve Davranışları
Yörükoğlu’na göre, disiplin yönünden ele alındığında aile tutumları şu üç başlık altında incelenebilmektedir.
1.Sıkı tutum


Sıkı eğitim uygulayan ebeveynler, çocuğu kendi tasarladığı bir kalıbın içine sokmaya çalışırlar. Çocuk ebeveynleri tarafından sürekli bir denetim altında olduğun hisseder. En küçük yanılgı ve yaramazlıkları gözden kaçmaz, hemen üstünde durulur ve düzeltme yoluna gidilir. Çocuğun kurallara sıkı sıkıya uyması beklenir. Evdeki bütün kurallara uyması ve yatması uyuması, yemek yemesi belli bir saat düzeni içinde uygulanır. Böyle bir aile içinde yetişen çocuk anne ve babasının sözünden asla çıkmamalı ve tartışmamalı ve hiç karşı gelmemelidir. Her koşulda anne ve babasına boyun eğmelidir. Sıkı tutum sergilenen eğitim anlayışına göre ceza önde tutulmuştur. Çocuk yola getirilirken ceza uygulanmaktadır. Dayak, suçlama ve ayıplama ile çocuk disiplin altına sokulur. Bu çocukların sürekli ders çalışması ve yüksek başarı elde etmesi beklenmektedir. Çocuk anne ve babasının eleştirilerine muhatap olmamak için, çok çekingen ve her adımda yanlış yapmaktan korkar. Bu tutumun sergilendiği ailelerde çocuğun yaşına uygun yaptığı davranışlar bile hoş görülmez.(Yörükoğlu , 2000).
2. Gevşek tutum
Birinci tutumun aksine, disiplin yok denecek ölçüde gevşek tutulmaktadır. Çocuğun her türlü yaptığı yanlış davranış, bu tip ailelerde hoş görü ile karşılanmaktadır. Çocuk bilerek ve isteyerek kırıp dökse bile, ebeveynlerinden tepki görmez. Gevşek tutum sergileyen ailelerde çocuğa sayısız hak ve özgürlük sunulmaktadır. Neyin doğru neyin yanlış olduğu öğretilse bile, uygulama ve denetleme düzensizdir. Çocuğun davranışlarına sınır getirilmez. Çocukların ailelerinden çekinmesi gerekirken, aileler gevşek tutum sergileyerek, çocuklarından çekinir konuma gelmektedirler. Çocuk evde dilediği gibi hareket etmektedir. Bu disiplin yöntemi yanlış bir anlayışla, çağdaş eğitim sunduklarını sanan ana ve babaların baş vurduğu salt (mutlak) hoşgörü yöntemidir diyebiliriz. Ancak bu ana babalar hoş görü ile boş vermeyi birbirine karıştırırlar. Ara sıra sertleşmek gereğini duydukları zaman da kararsız davrandıklarından, çocuğu etkileyemezler. Bu tutumla, çocukların bencil, sorumsuz, şımarık yetişmesi doğaldır (Yörükoğlu, 2000).
3.Tutarsız Tutum
Bazı durumlarda ne zaman ve nerede disiplin uygulanacağına dair belirsizliğin söz konusu olduğu tutumdur. Anne ve babanın tutumu aşırı hoşgörü ve sert cezalandırma arasında gidip gelmektedir. Çocuk hangi davranışın ne zaman nerede uygulanacağını önceden kestiremez. Tutumunu ana babanın keyifli ya da öfkeli oluşuna göre ayarlamaya çalışır. Çocuk bu tutuma göre, davranışının doğru ya da yanlış oluşuna değil, “Ne zaman yaparsam cezadan kurtulurum?” sorusuna kafa yorar. Tutarsızlık ana babanın bir gününün bir gününe uymayacağı gibi; ana babanın birbirine zıt düşen ceza ve eğitim anlayışına sahip bireyler olmasından da kaynaklanabilmektedir. O zaman çocuk davranışını hangi ebeveynine göre ayarlayacağı konusunda sıkıntı yaşamaya başlar. Annenin koyduğu kuralı baba bozuyor, babanın koyduğu kuralı da anne bozuyor ise gerçek anlam da bir tutarsızlık söz konusudur (Yörükoğlu, 2000).

Bir Sistem Olarak Aile


Corsini ve Wedding’e göre; aile, sürekliliği olan, yaşayan bir sistem; bireylerinin toplamından daha geniş bir varlığı oluşturan, birbiriyle ilişkili parçaların arasındaki karmaşık, ama sağlam bir samimiyet ağı olarak değerlendirilmektedir. Bateson (1972) de ailenin sibernetik sistemde nasıl işlev gösterdiğini ortaya atmıştır. Bateson aile içinde gözlemlenen iletişim örüntülerinin ve aile içindeki bilgi akışına ve etkileşime yoğunlaşan grup içi araştırmalar yapan ilk kişidir. Burada ailenin işleyişini birim olarak belirleyen aile üyeleri arasındaki interaktif örüntülere yönelmektedir (Corsini, Wedding, 2012).
Yapılan çalışmalar ve gözlemler de göstermektedir ki, aile sürekli bir etkileşim ağı içindedir. Aile de yaşanan her hangi bir kriz durumu, patolojiler bütün aile fertlerini birebir ve yakından ilgilendirmektedir. DEHB tanısı almış bir çocuğa sahip olmak da aile içindeki etkileşimi ve ilişkileri çok yönlü etkilemektedir. Buradan çıkarılabilecek sonuç ise, aile içindeki tutum ve davranışların DEHB tanısı almış çocuğun semptomlarını artırmaya veya azaltmaya yönelik etkileşiminin kaçınılmaz olacağı şeklindedir.
Corey’in aile sistemleri bakış açısına göre; bireyin tam olarak anlaşılması için, birey, ilişkilerinin bütünlüğü içinde ele alınmaktadır. Ailenin bütün bireyleri arasında karşılıklı etkileşim ortaya çıkmaktadır. ailenin bir üyesinin gelişimi ve davranışı, ailenin diğer üyeleri ile yakından ilişkilidir. Buradaki ilişki birbirinden ayrılmaz, iç içe geçmiş bir yapıdır. Belirtiler aile içinde yerleşmiş olan alışkanlıkların belirtisi olarak görülmektedir. Danışanın sorununu, yalnız uyum bozukluğuna, geçmişine ve gelişimine değil, aynı zamanda içinde bulunduğu sistemin, ailenin işlevselliğine bağlayan bir bakış açısının kökten yenilikçi bir tutum olduğu açıktır ( Corey,2008).
Öyle ise aile iç içe geçmiş bir sürü sistemin bir parçasıdır. Ruhsal alanların içinde olduğu ve birbiri ile ilişki halinde olduğu, sınırların etkileşim halinde açık olduğu düşünülmelidir.
Donald W.Winnicott aile içinde potansiyel bir alanın, bir ara alanın var olduğunu, burada sınır konusunun en azından başında söz konusu olmadığını ve bireysel ruhsallıkların sınırlarının bu ara alandan destek alarak geliştiklerini vurgulamıştır.Winnicot’a göre ailesel alan bireysel ve ailesel düşlemlerin sahnelendiği yerdir. Bireysel düşlemler aile grubuna yansıtılır ve aile grubu da bireysel ruhsal dünyaya içselleştirilir. (Parman, 2010).
Kaynakça
Abraham J.(1996) The Language of Winnicott, Karnac Books, London
AKGÜN, G.M., 2011, Current Approaches in Psychiatry, Vol.3,15-48
BARKLEY,R.A., FİSCHER, M., EDELBROCK,C.S., SMALLİSH,L.,1990.,Children diagnosed by research criteria; A 8 year prospective follow-up study”.
BATTLE, E.S., LACEY,B. (1972). A context for hyperactivity in children, over time. Child Development,43, 757-773.
BERGER, M., 2003“Sait-on Jouer avec1’ İnstabilite?”, Le Carnet Psy, No: 78, pp 15-17
BİEDERMAN, J., FARAONE,S.V.,KEENAN,K.,TSUANG,M.T., 1991 “Evidence of a Familial Association between Attention Deficit Disorder and Major Affective Disorders”, Archives of General Psychiatry, Vol. 48, pp.663-642
BARKLEY R.A., Development course, adult outcome, and clinic-referred ADHD-adults. In R.A.Barkley(Ed.), Attention deficit hyperactivity disorder: A handbook for diagnosis and treatment (2nd ed., pp. 186-224). New York: Guilford. 1998.
BİLGE, R., ( 2013) DEHB Tanısı Olan Çocukların Anne Babalarının Kişilik Özelliklerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi, İstanbul.
BÜYÜKÖZTÜRK,Ş., Sosyal Bilimler İçin Veri Analizi El Kitabı, Pegem Akademi Yayıncılık, 2002, s.156. Ankara.
CANTWELL, D.P.,1985“Hyperactive Children Grown Up: What Have We Learned about What Happened to Them?”, Archives of General Psychiatry, Vol. 42, pp. 1026-1028.
COREY, G. ,(2008). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları ,Aile Sistemleri Terapisi,( Çev: Ergene ,T). Sayfa:465. Ankara: Mentis Yayıncılık. Ankara
CORSINI, R.J., DANNY, W., (2012). Modern Psikoterapi Teknikleri, Aile Tarpisi,(Çev. Güzelyazıcı, E.), 1. Basım., Kaknüs Yayınları, İstanbul.
COTUGNO, A.J., 1995 “Personality Attributes of Attention Deficit Hyperactivity Disorder Using the Rorschach Inkblot Test”, journal of Clinical Psychology, Vol. 51, No. 4 pp.554-562.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RANDEVU AL

Randevu Formu

 

Doğrulama